Sağlıklı İlişkiler ve Evliliklerin 6 Adımda Olmazsa Olmazları

Bu yazıyı yazarken bütün dünyada ayrılıkların ve boşanmaların arttığı bir devirde yaşadığımızın bilinciyle önemli bir noktaya değinmek istedim. Batı dünyasında evliliklerin yüzde ellisinin ayrılıkla sonuçlanması bilimsel bir gerçek maalesef. Peki sosyal psikoloji teorilerini kullanarak bu durumu değiştirmek mümkün müdür? Bir ödevimizde bu sorunun karşılığını ve ”iyi bir evliliğin” nelerden oluştuğunu araştırmaya başladığımda oldukça genç ve deneyimsizdim (hala da öyle).  Peki bu araştırmadan neler öğrenebiliriz? ”İyi bir evlilik” oldukça subjektif olsa da sağlıklı bir evlilik olarak değiştirebilir bu tanım. Tolstoy’un da dediği gibi mutlu aileler birbirine benzer ama her mutsuz ailenin kendine özgü bir mutsuzluğu vardır. Her ne kadar devir değişse de mutlu bir evliliği veya ilişkiyi anlamak mutsuz bir ilişkiyi anlamaktan nispeten daha kolaydır. Görünce anlarsınız o uyumu ve bakışı sanki iki insan birbirleri için biçilmiş birer kaftandır. Oysa mutsuz ilişkilerin birbirinden farklı sorunları olabilir fakat mutlu ilişkilerde sorunlar daha tolere edilebilir hale gelmiştir. Sorunsuz aile yoktur, sorunlara tahammül etmeyi bilmeyen çiftler vardır. Peki mutlu bir evlilik veya birliktelik nelerden oluşur?
1. Çatışmalar ve Affedici Olmak
Yanlış duymadınız! Çatışmasız ilişki olmaz fakat bu çatışmaların nasıl olduğu ve sorunun büyüklüğüne göre değişir. Düşünsenize sürekli anlaşan bir çift olsanız çok sıkıcı olmaz mıydı? Uzun vadeli ilişkilerde çatışmanın büyüklüğünden ziyade çatışmayla nasıl uğraşıldığı ve mücadele edilme yolu daha önemlidir. Araştırmalara göre affetmek ve affedilmeye razı olmak ilişkinin süresinin uzunluğunda belirleyici bir faktördür. Birini affetmek ne kadar zor olsa da kendini affetmek ve affedilmeye razı olmak da bir o kadar zordur. Bu yüzdendir ki kendini sevmeyenlerin ilişkilerde bocalaması çünkü en ufak sorunda dağılma riski vardır.
2. Denge
Denge olmayan ilişkide iki taraf da mutsuz olabilir. Dengeyi sağlamak kolay değil. Size çok materyalist gelse de bir ilişkiden edinilenler ve götürüler ilişkide belirleyici olabilen faktörlerdendir. Denge bir çok şekilde kurulabilir. Buna bir örnek mizahtır. Mizah yoluyla yaşanan sorunlara farklı bir bakış açısı getirilerek aşılması kolaylaştırılabilir. Mizahın insan psikolojisinde rolü yadsınamaz bir gerçek ve bu rolü insan ilişkilerinde görmek de oldukça mümkün. ‘İlişkiler’ hayatımızda en çok yeri kapsayan ögelerden biri. Baktığınız zaman her konuştuğumuz şeyde bir ilişki var ister arkadaş ilişkileri olsun, ister birliktelikler, hayvanlar, doğa bütün bunların psikolojimizde etkisi çok fazla fark etmesek de. Bu sebeptendir ki dengeyi kaybettiğimizde bu bizi derinden etkileyebilir. Bunu önlemek için ilişkilerimizde dengeli olmalıyız ve iki tarafın da kendini yalnız hissetmeyeceği bir ortam oluşturmalıyız. Sosyal tabuların dışına çıkmaya öğrenebilmeliyiz. Mesela kadın çalışmaz, erkek çalışır. Bunun tam tersi olunca afallamak neden? Önemli olan ilişkideki dinamiklerin ve dengenin sağlanması ve bunu manevi yönden sağlanabilirse, maddi açıdan çok fazla etkilenmeyiz. (örneğin parayla saadet olmaz, parayı harcama yolu paradan daha önemlidir! )
3. Şükran
Çokça zaman sahip olduklarımızın farkında olmuyoruz. Bu yüzden hemen kestirip atmaya yelteniyoruz. Fakat dışarıdan bir gözle bakmak da önemlidir. Ufak sorunları büyüterek şükran duygusunu baltalıyor olabilir miyiz? Fakat şükranın da yetersiz kaldığı durumlar olabilir. Bu demek değil ki şükran sayesinde her şeyi çözebiliriz. İlişkiler üzerine yapılan bir araştırmada pozitif etkileşimlerin negatife oranla 5 katı daha fazla olması gerekliymiş. Yani şükredelim ama bunun yanı sıra etkileşimlerimizin pozitif olmasını önemseyelim. Sonra daha fazla şükredelim…
4. Uyum ve Ortak Değerler (Yakınlık) 
Yakınlık (intimacy) kurmak için gerekli olan faktörlerden biri uyum ve ortak değerlerdir. Bu yakınlık kurulmadığı taktirde diğer her şey olsa bile (tutku ve bağlılık) aşk saçma bir aşk olur. Bunu ben değil bu alanda ünlü Robert Sternberg (1985) söylemiş. Aşağıdaki resimden de bakabilirsiniz. Ayrıca karakterlerin de benzer olmasa da uyumlu olması ilişkideki mutluluğu arttırdığı biliniyor. Bu açıdan ortak değerlere sahip olmak ilişki kalitesini arttırabilir. Aynı ya da benzer özellikler olmasa bile uyumlu olmak ilişkiyi olumlu bir şekilde etkiliyor.
Note: Karşınızdakini değiştirmek için çaba göstermemelisiniz! Çünkü kimse kimseyi değiştiremez ancak o insan istiyorsa değişebilir!  Eğer karşınızdaki insan sizi seviyorsa bu değişim kendi hızında gerçekleşiyor. Bu değişime dışarıdan müdahale etmek sorunlara yol açabilir.
5. Sağlıklı Bağlılık 
Bağlılık türleri ilişkinizi etkiler ve bunun farkına varmazsınız bile belki de! Bağlılık teorisi artık çoğu kişi tarafından biliniyor (Bowlby & Ainsworth, 1969;1974). Genel itibariyle 3 farklı türde bağlanma vardır. Bunlar güvenli, kaçıngan, kaygılı ve karışık olarak adlandırılabilir. Güvenlibağlanma yaşayan çocuklar bağlandıkları kişiye güvenirler ve onlarla olmadıkları zaman bile geri döneceklerini bildiklerinden huzursuzluk yaşamazlar. Kaçıngan bağlanmada ise anneden ayrılma çocukta rahatsızlık yaratır fakat anne odaya geri dönünce çocuk ondan kaçıyordur. Bunun sebebi annenin çocuğa karşı soğuk ve duyarsız tavırları olabilir. Kaçıngan bağlanma türüne sahip bireyler gelecek ilişkilerinde duyarsız ve umursamaz tavırlar sergileyebilir. Kaygılıbağlanmaya sahip çocuklarda ise anneden ayrıldıktan sonra aşırı kaygılanma, stres ve gerilim görülmektedir fakat anneye tekrar kavuşulduğunda dahi sakinleşmekte zorluk çekmektedirler. Bunun sebebi de annenin tutarsız tavırları olabilir. Çocuk farkında olmasa bile tutarlı bir sevgi beklentisi içindedir ve bu karşılanmadığında ilerideki ilişkileri olumsuz yönde etkilenebilir. Bu bağlanma türlerinin dışında saplantılı, korkulu vb. farklı bağlanma çeşitleri sıralanabilir. Sonuç olarak, bireyler bağlanma türlerinden hayatları boyunca etkilenirler ve bu çocuklukta oluştuğu için değişmesi zor bir süreçtir. Bu sebeple güven ilişkilerde önemli rol oynamaktadır bu güveni ailesinden görmeyen kişiler bir takım güvensizlikler yaşayabilirler ve bu da ilişkilerini oldukça etkiler. (örn. kıskançlık krizleri, kavgalar vb.) Pozitif açıdan baktığımızda sağlıklı bir bağlılığın çocukluktan itibaren oluşması bireyi ilerideki ilişkilerine hazırlar ve olumsuzluklarla baş etmesi için gereken direnci sağlayabilir. Tabii bunun için seçtiği eşin de benzer durumda olması gerekebilir. Sözün özü, ilişki dediğimiz olguyu etkileyen çok fazla faktör vardır.
6. Etkili Yüz Yüze İletişim
Bu faktörlerden en önemlisi: iletişim, iletişim, iletişim! Düşünün romantik bir akşam yemeğindesiniz ama birbirinizle konuşmak varken telefonlarınızla konuşmaktasınız. Günümüzün en büyük problemlerinden biri. Bir soralım kendimize: O yemeği karşımızdaki ile mi yoksa sanal ortamda mı yiyoruz? O zaman düşünmeliyiz. Bu ilişki gerçekten bizi mutlu ediyor mu? Yoksa sadece bir alışkanlık haline mi geldi çünkü o yemeği yalnız başımıza da pekala yiyebiliriz değil mi? Bazense konuşamadıklarımız büyür içimizde ve susarız. Oysa konuşmalıyız sakince ve hatalarımızın farkında olarak ama bu tabii ki de iki tarafın da egosunu bir kenara bırakmasını gerektirdiğinden oldukça zaman gerektiren bir deneyimdir. Ama denemekten vazgeçersek bir gün aşağıdaki çift gibi olabiliriz. Samuel Beckett ne güzel demiş: Hep denedin, hep yenildin. Olsun.  Gene dene, gene yenil. Daha iyi yenil! Karşımızdakine olan sevgimize yeniliyorsak buna değmez mi?
Herkese mutlu ilişkiler dilerim. Diğer yazıda görüşmek dileğiyle…

Comments

Popular posts from this blog

İkigai Felsefesine Giriş

Kitap Önerisi: Vahşi Kadının Yolculuğu

Kitap Önerisi: Bir Cadı Masalı